14 Ekim 2011 Cuma

Ayak tabanlarımız çok değerli, ona iyi bakmalıyız!



Çocuk olunca hafta sonlarımız genellikle deniz kenarında parklarda geçiyor.
Yine hafta sonarından biriydi.  Suadiye'de, deniz kenarında yanında park olan kafede oturuyorduk. Hava inanılmaz güzeldi, kızımız kucaktan kucağa geçiyordu,  oğlumuz ise yanımızda, bir babasının kucağında, bir benim kucağımdaydı. oğlumuz ise kaydıraktan kayıyordu. Yan masa'da iki bayan bizi merakla izliyorlard ve bizimle sohbet edebilmek istedikleri izlenimi veriyorlardı. Onlar da denizin, sabah sakinliğinin keyfini çıkarıyorlardı.
Sonunda bayanlardan biri bize
- Bebek kaç aylık? diye sordu ve soru üzerine soru gelerek bebek ve çocuklar üzerine sohbetimiz devam etti.
Bayanlardan birinin emekli Hacettepe Üniversitesi Biyoloji profesörü olduğunu öğrendik. Değerli hoca bana
- Bebeğinin ayak tabanlarını sürekli sakince ov! Tüm organlarımızın sinir sistemi orada, bebeğin çok rahatlar!- dedi. 
Daha önce, modern dans kursuna katılmıştım. Orada da ayak tabanlarımızı ovarak insanın nasıl rahatladığını görmüştüm. Hamileyken de ayaklarım çok yoruluyordu ve ben ancak ayaklarıma masaj yapınca rahatlıyordum. 

Aç Kal! Budala Kal!


Ünlü Steve Jobs hayatına veda etti ve onun 2005 yılında Stanford Üniversitesinde yaptığı konuşmada verdiği mesaj“Aç Kal! Budala Kal”.

Çocuklarımız için hayatları boyunca hiçbir şey ihtiyaç duymamaları için elimizden geleni yapıyoruz! İlk günlerinden beri fazla  fazla yediriyoruz, sonra da nerdeyse “bir eli yağda, diğer eli balda” olması için elimizden geleni yapıyoruz. Yeter ki anne baba olarak “suçluluk” hissetmeyelim!
Acaba ne kadar doğru yapıyoruz?
Çocuklarımız belki de biraz ihtiyaç duyarak yaşamalı ne dersiniz?
İlkokuldaydım, okuldan dönerken mağazaya girdim bir çift ayakkabı beğendim. Annem o zaman erkek kardeşim ile doğum iznindeydi ve ben eve dönünce anneme almak istediğim ayakkabıyı ve fiyatını söyledim. Annem bana şu anda alamayacaklarını, çünkü sadece babamın maaş ile geçindiğimizi, ama o işe dönünce bana güzel ayakkabı alacaklarını anlatmıştı. (Aslında, şimdi annem beğendiğim ayakkabıyı, kendisi beğenmediği için almak istemediği için öyle konuştuğunu söylüyor J Ben de o gün her istediğimi anında alamayacağımı, ailemizin belli bir bütçe sınırlaması (budget constraint) olduğunu anlamak durumunda kalmıştım. Anneme hiç kızmadığımı ve bu durumu anlayış ile karşıladığımı çok iyi hatırlıyorum.